gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



Sümela Manastırı

Sümela Manastırı - (14.6.2002)

"Sümela", Rumca karanlık, siyah anlamına gelen “melasâ€? kelimesinden gelmektedir. Karadenizli Hıristiyan Rum'lar Mela dağındaki mucizevi Panagia ikonundan bir şey diledikleri zaman "stou mela" derlermiş, bu zamanla Sümela'ya dönüşmüş. Bu da ikona neden Panagia Soumela denildiğini açıklamaktadır. Bu yüzden manastıra “Karadağ'ın (Mela Dağı'nın) bakiresiâ€?de denilmektedir.

Sümela Manastırı'na ormanın içinden normal bir yürüyüşle yarim saatte ulaşılabiliyor. Seksen sekiz basamaklı bir merdiveni geçerek girilen manastırın girişinde sağ tarafta "Sümela kitaplığı" yazılı kütüphanesi bulunmaktadır. Ayazma (agiasma) ise girişin sol tarafında kutsal ve içilebilecek temizlikte su olup 100 metre yükseklikteki kayalıktan damlamaktadır. Evvelce çatısı ahşap olduğu anlaşılan bu bina, binlerce kitabı muhafaza etmekteydi. 18. yüzyıldaki bir yangın sonucu çoğu kitap ve değerli vesikalar yanmış, kurtarılanların bir kısmı muhafaza edilmiş, bir kısmı da kaybolmuştur.

Asıl kilise fresklerle kaplanmıştır. İçeride mağaranın güney bölümünde kayaya oyulmuş duvar hücresi bulunmaktadır. Dışarıda 18. yüzyıldan kalma bir zamanların Kapella'si olan bir kilise vardır. </FONT></P>

Kiliseye yakın doğu cephesinde giriş yolu, manastırın çan kulesi ile desteklenmiştir ve çan kulesinin hemen yanında günah çıkarma yeri bulunmaktadır.

Dünyanın hiç bir yerinde esine rastlanmayan manastırın doğal güzelliği yanında efsanevi kuruluş ve eski kaderi hakkında inanılmaz masallar üretilmiştir...

Günümüzde Maçka'ya bağlı Altındere Köyü sınırları içinde bulunan Sümela Manastırı tesis olarak yaklaşık 700 yıllık bir maziye sahip. Oldukça dik yamaçlar üzerine kurulan manastırı bir çok defa ziyaret ettim...

Yol kenarında arabasını kenara çekip sisli dağa karsı nispet yaparcasına horon tepen insanlar görüyorum.. Horon bir ibadet Karadeniz'de... Nerde olurlarsa olsunlar beden hareketleri ruhsal coşkularını öyle güzel ifade ediyor ki... Mutlulukla izliyorum...

Manastıra dik yamaçlarını spor ayakkabı giymeyen herkesle dalga geçmek suretiyle tırmanıyorum... Bulutların arasındaki bu mekanın duvarlarındaki freskler maalesef halkımız ve turistlerce oyulduğu için büyük ölçüde yok edilmiş... Bunu görmek beni çok üzüyor ve her tırmanışımda tekrar hayal kırıklığına uğruyorum. Benim için büyüyü bozmadan manastırı uzaktan seyretmek en güzeli sanırım...

Bu yüzden Sümela yolunda çeşitli atmosfer olaylarını gözlemiş, bulutların arasından geçmiş, hem yağan yağmurda ıslanmış hem de parlayan güneşte ısınmış olmanın verdiği enteresan duygularla Coşandere'nin gürül gürül akan suyunun ve kemençe sesinin birbirine karıştığı bu serin mekanda oturup hayatımda hiçbir yerde  bir esine rastlayamayacağım saç kavurmayı büyük bir keyifle yiyerek yetiniyorum ben...

Saç üzerinde iyice pişirilmiş ufak ufak doğranmış et parçalarını 1 haftadır yemek yemiyormuş gibi büyük bir iştahla yerken bir yandan Coşandere'yi -adini nerden aldığını anlamanın büyük keyfiyle- izliyorum... Kemençe sesi benim de içimi kıpır kıpır yapıyor...

oy kemençecu dayi
soktun gözume yayi
kör ettun gözlerumi
göremeyirum dünyayi...

KEVSER AKYOL (pia)